Ruhun Aynası
Göz ve bakış ...
Sözsüz iletişim!
Hz. Muhammed (A.S) zamanında “mümin’in ferasetli bakışından sakınınız!” diyerek, doğulu, içe dönük duygusallığın, bu, günlük yaşamdaki en önemli sayılabilecek konusuna işaret etmiştir. Tasavvuf ehli ise bunu öylesine genişletmiş ki, ( Kaal dili) nin yanına bir de (hâl dili) eklenmiştir.
Çok az kimse bilir ya … En güzel hal dili ile hitabet örneği Hz. Osman’ın dır.
Halife seçildiği zaman, kürsüye çıkmış … Durmuş … Beklemiş … Beklemiş. Cemaatin çoğu ile göz göze geldikten sonra ( söz söyliyen halifeden, iş yapan halife daha hayırlıdır!) demiş ve inmiş!
Yaşamı mücadele diye öğretmişler bize … Ve bunun en zararsız şekli de bakışmak ortaya çıkıyor … Hem doğuda hem batıda …
Batı bize, bir yandan ( içinden söverken) bir yandan da rol keserek,gözlerinin içiyle gülmeyi öğretmektedir. Kent soyluluğunun yeni bir trajedisi burada hazırlanmıştır. Kimse farkında değildir. Cemiyet insanı olmanın çağdaş anlamı oluyor bu, bir bakıma …
Ama gözlerimizi gizlemeyi ne derece başarabiliyoruz. Orası pek belli değil. Onları gizleyebilsek bile, davranışlarımızın, yani niyetlerimizin sonuçları olan davranışlarımızın sonuçlarını acaba kaç gün, kaç mevsim gizleyebileceğiz? Onun için içtenlikli olmanın zorunluluğu bir kere daha vurmaktadır camlarımıza!
Bu gününün gençliğinin bakışması da patron babaları gibi , kavgayı başlatmaktan öte bir şey değildir!
Şimdi insan, öyle bir yerdedir ki, her gözgöze geliş, üçüncü dünya savaşına bir hazırlanış hattâ bir katkıdır!
Çünkü insan, “Nabız yoklamak” “Karşısındakinin öz güvenini sınamak” sadece karşısındakinin yüreğindeki kötü niyeti araştırıp, bulmak, onu yakalamak gibi bir kötü ve ard düşünce ile karşısındakine bakmaktadır.
Gözlerinde zift tulumları aranmakta ve neredeyse zorla imal yoluna gidip, bulunca da deşilmekte tereddüt edilmemektedir. Çamur ararken, çamuru imal ettiğimizi fark etmemekteyiz.
Ortalık, biraz da bunun için batıkdır. Berbattır.Ey insan! Anlasana ki, sebeb sensin berbadına! Böyle bir ortamın insanının, kimseye “Arkadaşım” “Dostum” hatta “Sevgilim” demeğe hakkı yoktur. Çünkü, yalandır. Gözlere bakınca dediğimin doğruluğunu anlamıyor musunuz?
Öyleyse, ne yapıp yapıp, her göze birer hüsnüniyet kıraathanesi açmalı … Gerçek sevgi yayını yapan gözlere ihtiyaç var.
Güzel, güzel güzeli düşünen, güzel! O hem kendini, hem düşünüleni hem de insan yaşamını güzelleştirmeyecek mi dersiniz?
Bunun için fedailere ihtiyaç var hiç kuşkusuz! Size nefretle kısılan göze, içiyle gülen ve gerçekten seven gözlerin edebiyatını yapıyoruz. Sonuç, uzun vadeli ama yüzde yüz garantili!
Şimdi insanın en büyük engeli, sevgisizliği aşabilmek.Ve biz bunu gözlerden anlamanın uzmanıyız, ulusça … Zorlukları aşmayı seven, kahramanlığa bayılan gençliğe asıl kahramanlığın bu olduğunu ve gerçekleştirmenin gerçekten çok zor olduğunu anlatacak insan veya eğitime ihtiyaç var!
Ayşe B Yıldız |